COVID19 Döneminde Mobil Uygulama Reformu

COVID19 dünya çapında büyük bir zarara neden olurken ülkeler, ekonomiler, bireyler ve şirketler de bu krizin etkilerini yaşamaya devam ediyor. Perakende endüstrisi tepetaklak oldu ve perakendeciler de bu yeni gerçekliğe adapte olmak için iş devamlılığını sağlayacak sürdürülebilir yollar arıyorlar. 

 

Ev karantinalarından ve birçok ülkede zorunlu olarak dükkanların kapatılmasından perakende sektörünü ciddi şekilde etkilendi. Sadece Mart ayında A.B.D‘de perakende sektöre harcanan 100 milyar dolardan fazla yatırım yok oldu ve pek çok iş yeri batmamak için mücadele veriyor. Dükkanların kapalı olduğu bu dönemde, belki de ilk defa tüketiciler de online alışverişle sınırlandı. Bu durum, çevrimiçi alışverişe geçişi hızlandırdı ve birçok tüketiciyi birincil alışveriş kanalı olarak e-ticareti kullanmaya yöneltti, uzun süredir masanın üzerinde olan perakende trendinde de dijitale geçişi büyük ölçüde hızlandırdı diyebiliriz.

Statista’nın sağladığı raporlara göre Corona öncesinde e-ticaretin 2023 yılına kadar mevcut hacminin iki katına ulaşması bekleniyordu. Fakat DigitalCommerce360’ın yayınladığı yeni bir araştırmaya göre bu büyüme çok daha yakın bir zamanda gerçekleşecek. Hele ki e-ticaret üzerinden sipariş değerinin 2019’a nazaran çoktan %50 arttığını düşünürsek.

Bir dönem e-ticarete şüpheyle yaklaşan kullanıcılar da artık online alışverişte daha rahat ve online alışverişi daha kullanışlı buluyor.  Güvenli ödeme sistemleri, daha fazla fiyat seçeneği, geniş ürün listeleme opsiyonları ve kolay teslimat özellikleri tüketicilerin kriz dönemi sonrasında bile e-ticareti seçme nedenlerinden sadece birkaçı. Dahası kriz sonrası bile insanların önlem almaya devam edeceği, kalabalık alanlardan uzak duracağı öngörülüyor. Salesforce tarafından yapılan bir araştırmaya göre, kriz sonrasında bile tüketicilerin %36’sı aşı bulunana kadar gerçek bir mağazaya gitmeyeceğini söylüyor. 

Ek olarak, Covid19 etkileri azaldığında bile A.B.D vatandaşlarının %68’inin temel ürünlerini online alışveriş üzerinden yapacağı öngörülüyor. Bu durum özellikle Z kuşağı ve Y kuşağı için geçerli. Özellikle toplumun %69’unu oluşturan X kuşağı ve %57’sini oluşturan ‘baby boomers’ ile kıyaslandığında toplumun %73’lük kısmını oluşturmaları bakımından ekstra önemli. 

Pandemi, hızlı e-ticaret büyümesini doğurarak perakendecilere dijital odaklı satış yaklaşımını benimseme anlamında gecikmeye neredeyse hiç yer bırakmadı. Benzer bir büyüme Çin’de 2012 yılındaki SARS krizinde yaşanmıştı ve Alibaba’nın pazar lideri konumuna gelmesiyle sonuçlandı. COVID-19 döneminde mobil uygulamalar reform yaşadı diyebiliriz ve rakiplerini yakalayıp market lideri olmak isteyen perakendeler şimdi tüm çabalarını dijitalleşmeye ve mobilleşmeye odaklamalı.  

  • SaaS çözümleri talebe hızlıca cevap vermede hayati öneme sahip. 

Evet, olay sadece dijitalleşme ve mobile kaymak değil. Olay aynı zamanda hızlı olmakta. COVID19 bize atik ve adapte olmaya hazır olmanın önemini gösterdi. Perakende sektöründeki yetersizlikleri göz önüne serip bu tür acil durumlar için şimdi ve ileride hazır olmak zorunda olduğumuzu gösterdi. Perakendeler, hızlı ulaşılabilen ve kurulan dijital, mobil, entegre çözümlerle bu tür durumlara karşı daha hazılıklı olmalı. Bu durum da haliyle şirketlerin farklı kanallara yayılırken sorun yaşamayacakları ürünleşmiş, bulut-tabanlı teknolojilere olan talebi arttırdı.

  • Perakendecilerin rekabet edebilmek için kişiselleştirilmiş ürünlere odaklanması gerekiyor. 

Artan e-ticaret talebiyle birlikte, perakendeciler şimdi daha büyük müşteri kitlesi ve daha çok rakip ile mücadele etmek zorunda. Müşterilere kişiselleştirilmiş ve eşsiz bir deneyim sunmak, yeni müşterilere çekerken ve var olan müşterileri korurken büyük fark yaratan bir unsur olacaktır. 

Perakendeciler müşteriler için gerçek zamanlı pazarlama stratejilerine odaklanırken sadece en iyi fiyatı vermeye değil fakat aynı zamanda onları rakiplerden ayıracak kişiselleştirilmiş içeriklere de odaklanmalılar. Kısaca doğru ürün çeşitlerini en iyi fiyattan sunmak artık yeterli değil. 

 

 

  • Web siteleri artık rekabet için yeterli değil. 

 Ürünlerinizi farklı kanallarda satmak, özellikle de en karlı kanallarda satmak çok önemli. Octopus Mercantile tarafından yapılan bir araştırma, mobil uygulamaların dönüşümlerde daha iyi performans gösterdiğini ve Flurry’den yapılan bir araştırma, mobil kullanıcıların zamanlarının% 90’ını uygulamalarda geçirdiğini ve zamanın sadece %10’unun web tarayıcılarında harcadığını gösteriyor. 

Bu durum, native uygulamanın önemine ilişkin net bir sinyal gönderiyor; mobil kullanıcılar, web tarayıcısını kullanırken çok az zaman harcıyorlarsa mobil cihazlar için optimize edilmiş web sitenizi cihazlarından bile bulamayabilirler. Native e-ticaret uygulamalar daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunarak müşteri etkileşimini artırır ve müşterilerinizi elinizde tutmanızı sağlar. 

Son olarak, e-ticaretteki büyüme kesinlikle devam edecek gibi gözüküyor ve bu eğilime ayak uydurabilmek için çevik olmak önemli olacak. Perakendecilerin sadece dijitalleşmeye odaklanması yeterli değil, aynı zamanda çok fazla rekabet olduğu için müşterileri için sorunsuz bir alışveriş deneyimi sunmaları gerekiyor. Ürünlere göz atma, seçme ve satın alma sürecindeki herhangi bir sorun veya kesinti, onların hayal kırıklığına uğramasına ve hemen oturumlarını terk etmelerine neden olabilir. Bu nedenle Mowico’da, %100 native mobil uygulamalarını kolayca oluşturmak için perakende satış için basit ama güçlü bir SaaS oluşturduk. Daha fazla bilgi edinmek isterseniz, bizimle buradan iletişime geçebilirsiniz.